0532 627 09 77 info@silivrihaberhatti.com Silivri: 29°C (Güneşli) 12 Eylül 2026, Cumartesi
BALIKÇI & DENİZ RAPORU
Silivri Kıyıları & Marmara
Denize Açılmaya ve Bal
Dalga
0.16 m
Rüzgar
Poyraz
Hız
7.5 Kt
Sakin Deniz (Çarşaf Gibi) Detaylı Rapor »
GÜNÜN ÖZLÜ SÖZÜ Tümünü Gör »

Bir elde kadeh, bir elde Kur'an; bir helaldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada ne tam kafiriz ne tam Müslüman.

Ömer Hayyam (Şair & Matematikçi)
Lütfü Ertürk
Lütfü Ertürk Köşe Yazarı
24.03.2021
544 okuma | 0 dinleme

Sucu Mümin Çengel

Yaklaşık 7 dk okuma
Sucu Mümin Çengel

1919 Çorlu, Seymen doğumludur. 1910 yılında Selanik / Langaza’dan göçmüşlerdir.  Yörük bir ailenin oğludur... Balkan Harbi yıllarıdır ve şartlar çok çetindir. Aile, önce Çorlu, Seymen’e göçer. Büyük Ağabeyi, çete Hasan diye anılır. Çete Hasan, 1912 de Trakya’ya giren Bulgar Komitacılarına karşı savaşır! Namı her yerden duyulmaktadır. Bölgesini ve aileyi korur. Rahmete erdiğinde o yıllardan sağ kalan bazı ünlü çete reisleri cenazesine gelir. Aile Çorlu, Seymen’e yerleşmiştir 1919 yılında Mümin Ağabeyimiz Seymen’de doğar!

Birkaç yıl sonra devlet iskân haklarını Germiyan (Değirmenköy) Köyünden verir. (Değirmenköy, o zamanlar Çorlu’ya bağlıdır) yanlarında getirdikleri ufak tefek paraları birleştirerek (amcalar, dayılar, yeğenler) bir çiftlik arazisi alırlar ve buraya yerleşirler. Aile, burada çiftçilik yapmaya başlar. Mümin Ağabey, çok çalışkandır. Kendi işlerini bitirdiğinde komşuya koşar, oradan köyün muhtarlığına koşar, ne iş olsa dalar altına! Köyün kâhyası olur bir anda!.. Hani, eskilerin deyimiyle “İki arada bir derede” dedikleri o koşuşturma içindeyken, Mümin Ağabeyimizi Fatma isimli Selanik/ Koçarlı Köyünden göçen bir ailenin (Aile, 1910 yılında Değirmenköy’e göçmüştür) kızıyla evlendirirler. 1921 Değirmenköy doğumludur Fatma Hanım, 5 çocukları olur. Dört erkeğe karşılık (Tunay, Nurettin, Muammer, Yavuz) bir kızı (Filiz) vardır. Su dağıtım şebekesinde görevlendirilen Mümin Ağabeyimiz, dışarıda olduğunda su pompalarına bakacak kimse yoktur. Burhan Soyarslan, Belediye Başkanı olduğu zaman, bakar görür ki her daim pompaların yakınında olan Fatma Hanım vardır. Lakin, bahçeye yabancı birinin girmesi uygun görülmeyeceğinden Fatma Hanım’ı su işleri kadrosuna alarak bir sorunun üstesinden gelirler. 20 yıl boyunca pompalar Fatma Hanım’dan sorulur ve emekli olana kadar başlarından ayrılmaz… 21.05 1997 günü, eşinin yanından sadece 3,5 ay önce ayrılmıştır!.. Mümin Ağabeyin çalışkanlığı şehre kadar ulaşır. 1960 ihtilali olur, ülkenin her yanında bugünkü gibi yöneticiler değişir. Silivri’mize yeni bir kaymakam atanır. Rafet Şişmanoğlu, bu kaymakamımız aynı zamanda Silivri Belediye Başkanlığına da vekâlet etmektedir. Bir gün yolu Değirmenköy’e düşer! Mümin Ağabeyimizin ünü kulağına kadar gitmiştir! Sorar, çağırırlar, “Seni yanıma aldım” demiştir. Deyiş o deyiştir. O tarihten itibaren belediyemizin park ve bahçe işlerine girer. Değerli Kaymakamımız, Silivri’mizi baştan aşağı yenilemeyi kafasına koymuştur. İlk restorasyon çalışmalarını başlatır. Belediyemizin taşeronu Hilmi Bozkurt Ağabeyimizdir, kaldırımlardan başlar, kuyuları açar, su şebekesini yeniler çay bahçelerinin yerlerini hazırlar. O yıllarda Silivri Belediyesi Su işleri Müdürü Sait Girgin Ağabeyimizdir. Hilmi Bozkurt’tan, elemanı Hamdi Lama’yı belediyeye isterler, Su İşleri Departmanlığı oluşturulacaktır. Belediyenin kadrolu elemanı yapar Hamdi Ağabeyi, Mümin Ağabeyimizi de yanına verir. Su işlerini ve Silivri’nin su şebekesini Hamdi Ağabey’den öğrenir Mümin Ağabeyimiz., Emekli olduğu güne kadar su işleri Mümin Ağabeyle bütünleşmiştir. Ustası, çok iyi öğretmiştir çünkü! Anımsarsanız, Belediyemizin önünde başında bir selvi, içinde kırmızı balıkları olan küçük bir havuz vardır. İşte o havuzun inşasından, başına dikilen Selvi’ye, kırmızı balıklarına kadar hepsi Mümin Ağabeyin eseridir… Şaban Demiray (1973 Seçimleri) Belediye Başkanlığını kazandığında Silivri’nin yeraltı su sistemi yenilenecektir. Mümin Ağabeyimizi de işin başına getirir…  İşte o günden sonra kime su çekilecekse o kişi müracaatını Eşref Çavuş’a yapar, Eşref Çavuş, Osman Onbaşı’ya görevi verir: “Mümin’i al ve gidin bakın vatandaşın derdini çözümleyelim” dediği gün başlar aralarındaki ilişki!.. Öyle ki bu üçlü, Silivri Belediyesinin ağır yükünü çeker olmuşlardır. Genelde yeraltı su şebekesine Mümin Ağabey bakmakta, çöp işleri ve Zabıta yönetimi Eşref Çavuş’un sevk ve idaresindedir bir onbaşı ve bir su teçhizatçıyla birlikte koca bir şehri yönetmektedir. Birbirlerine lazım olduklarından, hep beraber ve yan yana görme şansınız büyüktür. Çünkü telefonlar o yıllarda merkez santrale bağlıdır. Makineleri yandan çevirmelidir. Yürüyerek daha çabuk ulaşırdınız… Silivri’nin su şebekesine ilaveler yapılacaktır ve su şebekesi yeni baştan elden geçecektir. Bütün kuyuları bilen, bütün tesisatı döşeyen Mümin Ağabeydir. Kim sorsa; artık bir adı, bir lakabı vardır. “Sucu Mümin” olarak bilinir, “Sucu Mümin” olarak çağrılır olmuştu. Silivri Stadına gelmeden Silivri’nin su dağıtım merkezi vardı. Alt geçitten geçer geçmez hemen sağda, iki odalı bir evde kalırdı! Makinelerden biri tık dese koşar bakardı!.. Aradan yıllar geçmiştir. 1980 ihtilali olmuş, Belediye Başkanlığına yine emekli bir albay (Ruhi Esmer) bakmaktadır. Bir gece, eczanede nöbetteyim. (Eczacı kalfalığım da vardır benim!) Eczanenin kapısı hızla çalıyor. Fırladım, baktım Şaban Demiray ve Sucu Mümin Ağabey! İkisinde de üst baş çamur içinde! Ne oldu? Demeye kalmadan, Şaban Demiray konuşmaya başladı: “Biz olmasak Silivri, susuzluktan kırılır. Bütün kuyuları ikimiz biliyoruz, bütün vanaların yerlerini biz biliyoruz. Gittik açtık geldik. İyi bakın bize, bakın ki biz ölmeyelim! Şaban Ağabey, başkan falan değil o zamanlar ama içi elvermiyor. Kaldırıyor Mümin Ağabeyimizi, koca merayı dolaşıyorlar. Neresi tıkanmışsa bulup açıyorlar… “Biz olmayalım, susuzluktan kırılırsınız, hadi ellerimizi yıkamaya müsaade et.” dediğinde ağlamamak için zor tuttum kendimi… Mümin Ağabeyi hiç otururken göremezdiniz ya yolda bir işe doğru giderken görmüşünüzdür ya da o gittiği işlerin başında çalışırken… Babama uğrardı arada bir, oturmazdı! Ayaküstü çayını ister, “Salih, hemen çayı ver, içip kaçıyorum” derdi. Ayakta içer giderdi. Öyle de gitti. Yorgun argın ama kimseyle dargın gitmedi… 13.10 1997 günü, çok sevdiği eşini de fazla bekletmeden ayrıldı aramızdan!..
Bu Yazıyı Paylaşın:
Lütfü Ertürk
Lütfü Ertürk

Lütfü Ertürk Köşe Yazıları ve Makaleleri

Yazarın Tüm Yazıları »
YORUMLAR
0

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

BU YAZIYA YORUM YAP
E-posta adresiniz sitede yayınlanmayacaktır.
Lütfü Ertürk Tarafından Yazılan Diğer Makaleler
SON DAKİKA Haber Bildirimleri

Silivri ve Trakya'dan sıcak gelişmeleri, flaş haberleri ve köşe yazılarını tarayıcınız kapalıyken bile anında bildirim olarak alın.

* Abone olduğunuzda güncel gelişmeler anında iletilir.

Bildirimleriniz aktif! Silivri ve bölgeden son dakika haberleri ve flaş gelişmeler tarayıcınıza anında ulaştırılıyor.

* Cihazınızda bildirimlerin çalıştığını alttaki test butonuyla deneyebilirsiniz.

Tarayıcınızda bu site için bildirimler engellenmiş.

Bildirimleri alabilmek için adres çubuğunuzun solundaki kilit (🔒) veya site ayarları simgesine tıklayıp Bildirimler seçeneğini İzin Ver olarak güncelleyebilirsiniz.
Haberci Karga AI ASİSTAN
Canlı & Dinliyor
Gaaak! Merhaba! Silivri Haber Hattı'na hoş geldin! 🦅🎙️
Günün taze manşetleri, Silivri anlık hava durumu, döviz kurları, av sezonu ve okullar hakkında ne istersen bana sorabilirsin!
GAK!
PRESS