0532 627 09 77 info@silivrihaberhatti.com Silivri: 20°C (Parçalı Bulutlu) 12 Eylül 2026, Cumartesi
BALIKÇI & DENİZ RAPORU
Silivri Kıyıları & Marmara
Denize Açılmaya ve Bal
Dalga
0.22 m
Rüzgar
Yıldız
Hız
3.1 Kt
Sakin Deniz (Çarşaf Gibi) Detaylı Rapor »
GÜNÜN ÖZLÜ SÖZÜ Tümünü Gör »

Bir elde kadeh, bir elde Kur'an; bir helaldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada ne tam kafiriz ne tam Müslüman.

Ömer Hayyam (Şair & Matematikçi)
Mutlu Gözücük
Mutlu Gözücük Köşe Yazarı
13.03.2026
279 okuma | 0 dinleme

Kadın ve Boşluk: Bir İçsel Yolculuk

Yaklaşık 5 dk okuma
Kadın ve Boşluk: Bir İçsel Yolculuk

Sabahın solgun ışığı pencerenin pervazına ağır ağır yayılırken kadın sessizce oturuyordu. Şehrin henüz tam uyanmamış uğultusu uzaktan bir deniz gibi duyuluyor, rüzgâr perdeleri hafifçe kıpırdatıyordu.

Arkasındaki yatakta eşi uyuyordu. Düzenli ve derin nefesler alıyordu; o nefesler yıllardır aynı ritimde, aynı güvenli sakinlikte devam ediyordu. Bir zamanlar bu ses kadına huzur verirdi. Şimdi ise garip bir boşluğu büyütüyordu.

Kadın başını pencereye yasadı.

“Nasıl oldu?” diye fısıldadı kendi kendine.

“Nasıl oldu da bir insanın yanında bu kadar yalnız olunabiliyor?”

Bir zamanlar sevdiği adamın yüzünü düşündü. O ilk yıllardaki bakışlarını. Kendisine yönelmiş o dikkatli ilgiyi. Sanki dünyada yalnızca ikisi varmış gibi konuşmalarını…

Şimdi ise aynı evde yaşayan iki insan gibiydiler. Alışkanlıkların sessiz anlaşmasıyla sürdürülen bir birliktelik.

Kadın bazen bunun ne zaman başladığını anlamaya çalışıyordu. Monotonluk bir anda gelmemişti. Küçük boşluklarla, fark edilmeden büyümüştü. Bir akşam konuşulmamış bir sözde, bir sabah yarım bırakılmış bir bakışta…

İnsan ruhu bazen gürültüyle değil, sessizlikle yorulurdu.

Mutfağa gitti. Kahve hazırladı. Fincanı eline aldığında ellerinin hafif titrediğini fark etti.

“Bu sadece yorgunluk,” diye düşündü önce.

Ama değildi.

Son haftalarda zihninde tuhaf bir hayal dolaşıyordu. Birinin varlığı. Net bir yüzü yoktu belki ama bir sıcaklığı vardı. Bir dikkat, bir merak… Sanki biri onu gerçekten görüyormuş gibi.

Bu düşünce ilk geldiğinde kendinden korkmuştu. Sadakatin sessiz yasasını çiğniyor gibi hissetmişti. Ama sonra fark etti: Bu sadece bir arzu değildi.

Bu, görülme isteğiydi.

Tam o sırada telefonuna bir bildirim düştü.

Ekrana istemsizce baktı.

Bir mesaj.

Gönderen kişi: Mert.

Kadının kalbi bir an hızlandı.

Mert, birkaç ay önce katıldığı bir seminerde tanıştığı adamdı. İlk başta sıradan bir tanışma gibi görünmüştü. Ama o gün konuşurlarken Mert bir cümle söylemişti ki kadın hâlâ unutamıyordu:

“İnsan bazen hayatının ortasında kaybolduğunu fark eder.”

Kadın o an irkilmişti. Çünkü o cümle tam kalbine dokunmuştu.

Telefonu titredi.

Mesaj kısa ve sadeydi:

“Bugün seni düşündüm. İyi misin?”

Kadın bir süre ekrana baktı.

Bu sadece basit bir mesajdı. Ama içinde bir kapı açmıştı.

Kalbi hızlandı. Aynı anda suçluluk ve sıcak bir merak yükseldi. Sanki uzun zamandır kapalı kalan bir pencere aralanmıştı.

“Bu yanlış,” diye düşündü.

Ama zihninin başka bir köşesi fısıldıyordu:

“Yanlış olan ne? Hissetmek mi?”

Salona döndü. Eşi hâlâ uyuyordu. Aynı sakin nefeslerle.

Kadın adamın yüzüne baktı. Bu yüzü seviyordu. Buna emindi. Ama sevgi bazen tek başına yeterli olmuyordu.

Sevgi kalbi doyuruyordu belki.

Ama ruh?

Ruh bazen fark edilmek isterdi.

Kadın balkona çıktı. Soğuk rüzgâr yüzüne çarptı. Şehir artık uyanmıştı. İnsanlar yürüyor, arabalar geçiyor, bir yerlerde kahkahalar yükseliyordu.

Hayat akıyordu.

Ama onun içinde başka bir şey oluyordu.

Bir çatlak açılmıştı.

Kadın o an bir şeyi anladı: İçindeki boşluk yalnızca evliliğinden doğmamıştı. Bu boşluk daha derindeydi. Yıllar içinde kendisini unutmuş olmanın boşluğu.

Bir eş olmuştu.

Bir rol olmuştu.

Ama bir insan olarak kendisini ne zaman kaybetmişti?

Telefon yine titredi.

Yeni bir mesaj.

“Cevap vermek zorunda değilsin. Ama bazen insanın konuşacak birine ihtiyacı olur.”

Kadının kalbi hızla çarpmaya başladı.

Bu an küçüktü. Ama kader gibi ağırdı.

Bir cevap yazabilirdi.

Ya da telefonu kapatıp hayatına devam edebilirdi.

Bir süre hiçbir şey yapmadan durdu.

Sonra telefonun ekranını kapattı.

Ama tuhaf olan şuydu:

Mesajı silmemişti.

Akşam olduğunda eşiyle sofraya oturdu. Her şey normal görünüyordu. Konuşmalar, günlük meseleler, küçük gülüşler…

Ama kadının içinde başka bir hikâye başlamıştı.

O gece yatağa uzandığında tavana baktı.

Ve ilk kez kendine dürüst bir soru sordu:

“Ben kimi aldatıyorum?”

Eşini mi?

Yoksa yıllardır kendi ruhunu mu?

Cevap hemen gelmedi.

Ama kadın artık biliyordu:

Bazen aldatma bir ilişkiyi değil, insanın kendisiyle kurduğu sessiz anlaşmayı bozar.

Ve o gece, karanlığın içinde, bir kadın ilk kez kendi içindeki boşluğu gerçekten görüyordu.

Bu Yazıyı Paylaşın:
Mutlu Gözücük
Mutlu Gözücük

Mutlu Gözüküçük Köşe Yazıları ve Makaleleri

Yazarın Tüm Yazıları »
YORUMLAR
0

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

BU YAZIYA YORUM YAP
E-posta adresiniz sitede yayınlanmayacaktır.
Mutlu Gözücük Tarafından Yazılan Diğer Makaleler
SON DAKİKA Haber Bildirimleri

Silivri ve Trakya'dan sıcak gelişmeleri, flaş haberleri ve köşe yazılarını tarayıcınız kapalıyken bile anında bildirim olarak alın.

* Abone olduğunuzda güncel gelişmeler anında iletilir.

Bildirimleriniz aktif! Silivri ve bölgeden son dakika haberleri ve flaş gelişmeler tarayıcınıza anında ulaştırılıyor.

* Cihazınızda bildirimlerin çalıştığını alttaki test butonuyla deneyebilirsiniz.

Tarayıcınızda bu site için bildirimler engellenmiş.

Bildirimleri alabilmek için adres çubuğunuzun solundaki kilit (🔒) veya site ayarları simgesine tıklayıp Bildirimler seçeneğini İzin Ver olarak güncelleyebilirsiniz.
Haberci Karga AI ASİSTAN
Canlı & Dinliyor
Gaaak! Merhaba! Silivri Haber Hattı'na hoş geldin! 🦅🎙️
Günün taze manşetleri, Silivri anlık hava durumu, döviz kurları, av sezonu ve okullar hakkında ne istersen bana sorabilirsin!
GAK!
PRESS