0532 627 09 77 info@silivrihaberhatti.com Silivri: 23°C (Çok Bulutlu) 13 Eylül 2026, Pazar
BALIKÇI & DENİZ RAPORU
Silivri Kıyıları & Marmara
Orta Çırpıntı - Tedbir
Dalga
0.24 m
Rüzgar
Yıldız
Hız
11.4 Kt
Sakin Deniz (Çarşaf Gibi) Detaylı Rapor »
GÜNÜN ÖZLÜ SÖZÜ Tümünü Gör »

Bir bahçeniz ve bir kütüphaneniz varsa, ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz demektir.

Cicero (Romalı Hatip & Filozof)
Mutlu Gözücük
Mutlu Gözücük Köşe Yazarı
23.11.2025
160 okuma

BİR SESİN KÖR KUYUDA YANKISI

Yaklaşık 5 dk okuma
BİR SESİN KÖR KUYUDA YANKISI
“Yalnızlık” üzerine bir felsefi deneme
Yalnızlık…
Bazen sokak lambalarının o sarsıcı turuncu ışığı kadar keskindir; üzerine düşer, uzun bir gölge bırakır, adımlarını yıllar önce kopmuş bir ipliğe bağlar, yürüdükçe sendelediğini hissedersin. Şimdi düşününce, kalabalıkların içinden geçerken yüzüme çarpan o rüzgârın hep bir şeyler fısıldadığını fark ediyorumbelki de kimsenin gerçekten yanımda olmadığını…
Kimsesizlik dediğin, dışarıdan bakınca bir suskunluk gibi görünür, ama içerde hızla büyüyen,
duvarlara çarpıp geri dönen bir ses, bir yankı. İnsanların arasında yürürken, kimsenin gözlerine fazla bakmamaya çalışıyorum; çünkü göz göze geldiğim anda içimdeki boşluk ortaya çıkacakmış gibi geliyor. O boşluğu fark edecekler ve belki de benden uzaklaşacaklar. Uzaklaşmasınlar diye hiçbir şey söylemiyorum; ama sustukça daha da uzaklaşıyorlar.
Belki de yalnızlık dediğimiz şey, aslında kimsenin bize dokunmamasından çok, bizim kimse-
ye dokunamayacağımızı düşünmemizdir. O inanço kirli, soğuk, ağır inançruhun içine
yerleşiyor. Tıpkı yağmurdan sonra pencereden sızan o küçük su damlası gibi; önce fark etmiyorsun ama sonra bütün bir odayı nem kaplıyor.
Bazen kalabalık caddelerde yürürken, herkesin başka bir yere yetişmeye çalıştığını görüyorum; adımları hızlı, bakışları aceleci. Sanki kimse kimsenin farkında değilmiş gibi. O an, içimde tuhaf bir his yükseliyor: “Ben burada yokum.”
Varlığımın bir taşın kenarına oturmuş yabancı bir gölge olduğunu düşünüyorum. Benden
geçiyorlar, içimden, ruhumun en kuytu yerine kadar; ama bir kişi bile durup sormuyor: “İyi misin?”
O sorunun ne kadar büyük bir mucize olduğunu fark ediyorum. “İyi misin?”…
İki kelime. Ama o iki kelimeyi söyleyecek biri yoksa, insan kendi kendine konuşmaya başlı-
yor. İşte o anda başlıyor bilinç akışı; durduramadığın bir iç konuşma, bir iç dehliz. Ben de
kendimle böyle konuşmaya başladım. Çünkü gerçek bir ses yoktu, bir avuç sıcaklık yoktu,
uzanan bir el yoktu.
Uzun zamandır fark ettiğim bir şey var:
İnsan yalnız kaldığında değil, kimsenin kendisini görmediğini fark ettiğinde kimsesizliğe
dönüşüyor.
Varım ama görünmüyorum. Nefes alıyorum ama dokunacak kimse yok. Birine “Ben burada-
yım” demek istiyorum ama sesim çıkmıyor. Belki de çıkıyor da kimsenin duymak için vakti
yok.
Bir travma böyle büyüyor işte:
Yıllar içinde zihnin bir yerinde çöreklenen, kendini unutunca bile seni unutmayan bir ağırlık.
Sonra bir gün, kalabalığın ortasında bir an gelirtüm sesler kesilir, tüm görüntüler bulanır ve
insan bir gerçekle yüzleşir:
İnsan kalabalıkta daha derin yalnızdır.
Çünkü orada, kendisini hatırlatacak kimsesi olmadığında, varlığı bir duman gibi dağılır.
Herkesin arasında, kimsenin içinde değilsindir.
Ama tuhaf bir şey oluyor:
Bu yalnızlığın içinde bir özgürlük de var. Kimsenin bilmediği bir acının sahibi olmak… Bir
gizli oda gibi. Kapısını kimse açmıyor ama anahtarı sadece sende. Bu odaya ne zaman girsem, duvarlarda yıllar önce söylediğim sözlerin yankıları varher biri yüzüme çarpıyor, tıpkı o kalabalık caddelerdeki rüzgâr gibi.
Şimdi düşünüyorum da belki de yalnızlık, bizi öldüren şey değil. Asıl travma, bir gün biri
çıkıp da içimize bakarsa, gördüğü şeyden korkacağını sanmamız.
Belki de insan, yalnızlığını bir örtü gibi kullanıyor; çünkü o örtüyü kaldırdığında altından
çıkacak kırılganlığı kimseye göstermek istemiyor. Kimse yok, evet… ama belki iyi ki yok.
Çünkü o yoklukta kendimi görüyorum. Düşüncelerimin karanlık koridorlarında yürürken,
sessizlikten heykeller yapıyorum; birine seslensem kırılacak heykeller.
Bazen düşünüyorum:
Eğer bir insanın elini tutacak kimsesi yoksa, kendi ellerini tutabilir mi?
Kendi içindeki çocuğu kucaklayabilir mi?
Kendi sesini duyamayan biri, başkasının sesine nasıl kulak verir?
Belki bütün bu sorular anlamsız. Çünkü yalnızlık, cevapları olmayan bir sorudur.
Zihnin içinde dönüp duran bir halka… Başlangıcı belli, sonu yok.
Yine de yürümeye devam ediyorum. Kalabalığın içinde, sessizliğin çemberinde.
Kimse elini uzatmıyor ama ben hâlâ bir mucize olacakmış gibi yavaşlıyorum adımlarımda.
Belki bir gün biri omzuma dokunur. Belki bir gün kalabalıkların içinden bir ses yükselir, be-
nim sesime karışır. Belki ama şimdilik, yalnızlığımın içinde geziniyorum.
Bir kuyunun içinde yankılanan bir ses gibiyim; duyulmak için değil, kaybolmamak için
konuşuyorum.
Ve sanırım en büyük acı da bu:
İnsan sesinin yankısını duyuyor, ama kendisine ulaşmıyor.
%100 Beğeni
160 Okunma
|
0 Dinleme
Bu Yazıyı Paylaşın:
Mutlu Gözücük
Mutlu Gözücük

Mutlu Gözüküçük Köşe Yazıları ve Makaleleri

Yazarın Tüm Yazıları »
YORUMLAR
0

Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

BU YAZIYA YORUM YAP
E-posta adresiniz sitede yayınlanmayacaktır.
Mutlu Gözücük Tarafından Yazılan Diğer Makaleler
SON DAKİKA Haber Bildirimleri

Silivri ve Trakya'dan sıcak gelişmeleri, flaş haberleri ve köşe yazılarını tarayıcınız kapalıyken bile anında bildirim olarak alın.

* Abone olduğunuzda güncel gelişmeler anında iletilir.

Bildirimleriniz aktif! Silivri ve bölgeden son dakika haberleri ve flaş gelişmeler tarayıcınıza anında ulaştırılıyor.

* Cihazınızda bildirimlerin çalıştığını alttaki test butonuyla deneyebilirsiniz.

Tarayıcınızda bu site için bildirimler engellenmiş.

Bildirimleri alabilmek için adres çubuğunuzun solundaki kilit (🔒) veya site ayarları simgesine tıklayıp Bildirimler seçeneğini İzin Ver olarak güncelleyebilirsiniz.
Haberci Karga AI ASİSTAN
Canlı & Dinliyor
Gaaak! Merhaba! Silivri Haber Hattı'na hoş geldin! 🦅🎙️
Günün taze manşetleri, Silivri anlık hava durumu, döviz kurları, av sezonu ve okullar hakkında ne istersen bana sorabilirsin!
GAK!
PRESS