---
title: "TÜRKİYE’NİN COP31 EV SAHİPLİĞİ: BASIN BÜLTENİ"
url: "http://www.silivrihaberhatti.com/haber/turkiyenin-cop31-ev-sahipligi-basin-bulteni"
date: "2025-11-28T23:10:01+03:00"
category: "Gündem"
author: "Silivri Haber Hattı"
description: "TÜRKİYE’NİN COP31 EV SAHİPLİĞİ:\r\nÇözüm Olmayan İklim Politikalarını Meşrulaştırma Girişimi\r\nBrezilya’nın Belém kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve\r\nSözleşmesi’nin 30. Taraflar Konferansı’nda (COP30) alınan kararla, 2026 ..."
---

# TÜRKİYE’NİN COP31 EV SAHİPLİĞİ: BASIN BÜLTENİ

> **Kategori:** Gündem | **Tarih:** 28.11.2025 23:10 | **Kaynak:** [Silivri Haber Hattı](http://www.silivrihaberhatti.com/haber/turkiyenin-cop31-ev-sahipligi-basin-bulteni)

**TÜRKİYE’NİN COP31 EV SAHİPLİĞİ:
Çözüm Olmayan İklim Politikalarını Meşrulaştırma Girişimi
Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi’nin 30. Taraflar Konferansı’nda (COP30) alınan kararla, 2026 ...**

TÜRKİYE’NİN COP31 EV SAHİPLİĞİ:


Çözüm Olmayan İklim Politikalarını Meşrulaştırma Girişimi


Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve


Sözleşmesi’nin 30. Taraflar Konferansı’nda (COP30) alınan kararla, 2026 yılında yapılacak bir


sonraki iklim zirvesine (COP 31) Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı kesinleşti. Bu süreçte


uluslararası müzakereler ise dünyanın en büyük kömür ihracatçısı olan Avustralya tarafından


yürütülecek.


Devletlerin iklim krizinin etkilerini azaltmak iddiasıyla toplandıkları bu zirveler, uzun süredir


bilimsel uyarıları, gezegeninin ekolojik sınırlarını ve halkların iklim adaleti taleplerini öncelemek


yerine karbon piyasaları, sektör temsilcileri ve büyük şirketlerin lobi faaliyetleri tarafından


belirlenen bir hatta ilerliyor. Fosil yakıt şirketlerinin artan etkisi, COP süreçlerini gerçek emisyon


azaltımı ve iklim adaleti doğrultusunda bir ilerleme alanı olmaktan çıkararak, giderek daha fazla


göz boyamaya yani “yeşil boyama” (greenwashing) niteliği taşıyan bir vitrine dönüştürüyor. Bu


durum, küresel ölçekte kırılgan toplulukların, kadınların, yerli halkların ve ekosistemlerin maruz


kaldığı yıkımı önlemek için gerekli radikal ve bağlayıcı kararların sürekli ertelenmesine yol açıyor.


Türkiye’nin COP 31 için yapacağı ev sahipliği, mevcut iktidar tarafından küresel iklim krizi


karşısında sorumluluk alan bir ülkenin kararlı iradesi olarak sunulmaktadır. Oysa biz, bu adımın


gerçekte, ülkenin ağırlaşan iklim karnesini ve fosil yakıt merkezli kalkınma modelini uluslararası


arenada meşrulaştırma çabasından ibaret olduğunu açıkça ilan ediyoruz. Kömürden çıkış takvimi


açıklamayan nadir ülkelerden biri olan Türkiye, termik santrallerin ömrünü uzatmakta, fosil gaz


aramaları yapmakta, yeni kömür sahaları için köyleri, ormanları, sulak alanları ve tarım arazilerini


feda etmektedir. Kritik mineral ve maden arayışları, madenlerin çıkartılması ve ihraç edilmesi için


milyonlarca hektarlık orman, mera ve tarım alanı şirketlerin talanına açılmıştır. Madencilik


faaliyetleri, havanın kirletilmesiyle, yerel halkların ve tüm diğer canlıların yaşadıkları


topraklarından koparılmasıyla, suyun gasp edilmesiyle, su varlıklarının kurutulması ve


zehirlenmesiyle ekolojik yaşamın ve yaban hayatının tamamen tasfiyesiyle sonuçlanmaktadır.


Nehirler üzerine kurulan HES’ler, barajlar ve nükleer ısrarı ise doğanın yıkımını hızlandıran


müdahalelerdir. Tüm bu ekolojik yıkım süreçleri, sermayenin kısa vadeli kâr hırsının, halkın


sağlığından ve geleceğinden üstün tutulduğunun net bir göstergesidir. Ekolojik yıkımın bedelini


sel, kuraklık, hava kirliliği ve zorla göç gibi sonuçlar nedeniyle emekçiler, kent yoksulları, tarım


işçileri, köylüler, kadınlar ve yerel halklar öderken fosil yakıt, inşaat, maden ve yeni "yeşil" enerji


şirketleri kârlarını arttırmaktadır.


COP31'in Türkiye'de toplanması, bu derin sınıfsal adaletsizliği örtme ve uluslararası sermaye


akışını çoğaltma hamlesidir. COP 31’e yapılacak olan ev sahipliği, iktidarın iklim sorumluluğunu


değil, yıllardır süren ekolojik yıkım politikaları sonucu biriken iklim suçluluğunu uluslararası


alanda perdeleme çabasını göstermektedir. Bu ev sahipliğinin yereldeki yıkımı görünmez kılan bir


vitrine dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz.


COP Süreçlerinin Çıkmazı: Gerçek Çözüm Üretmek Yerine Sorunun Parçası Olmak


Küresel iklim krizine karşı COP 21’de kabul edilen ve imzaya açılan Paris Anlaşması’nın


bağlayıcılıktan uzak yapısı, küresel kuzeyin tarihi sorumluluğu ile ekolojik borcunun görmezden


gelinmesi, kayıp-zarar (Loss & Damage) mekanizmalarının göstermelik ve yaptırımsız bırakılması,


ulusal katkı beyanlarına (NDC) dayalı gönüllülük esası, küresel ısınmayı 1,5°C’de tutma hedefine


ulaşmayı imkânsız kılmaktadır. Bu durum, küresel güneyin borç, yoksulluk, afetler ve iklim


kaynaklı yıkımlar karşısında korunmasız bırakılmasına, iklim krizinin yükünün tarihsel olarak en az


sorumluluğu bulunan halkların üzerine yıkılmasına neden olmaktadır. Adaletten uzak olan


uluslararası iklim rejimi, bu yapısıyla eşitsizlikleri yeniden üretmekle kalmamakta aynı zamanda


küresel ölçekte tarihsel sömürgeciliği devam ettirmektedir.


Yerli halkların, çiftçilerin, işçi sendikalarının ve sosyal hareketlerin seslerinin sistematik olarak


kısıtlandığı, eylem ve protestolarının baskılanıp kriminalize edildiği COP zirveleri, fosil yakıt,


nükleer, maden ve enerji şirketlerince yürütülen lobicilik faaliyetlerinin gölgesinde, bu şirketlerin


sponsorluğunda gerçekleşmeye başlamıştır. Salonlar fosil yakıt şirketlerinin stantlarıyla


doldurulurken, müzakere odaları karbon piyasalarının, spekülatif finans mekanizmalarının gizli


anlaşmalarının pazarlık masasına dönüşmüştür. İklim krizini yaratanların, krizi çözme


iddiasındaki zirveleri yönetmesi, sürecin demokratik meşruiyetini sıfırlamakta, güvenilirliği


temelden sarsmaktadır.


İklim Adaleti İçin Tek Yol: Uluslararası Dayanışma


Kapitalizmin çoklu krizleri giderek daha da derinleşirken, çözümün kaynağını hükümetlerin


masalarında değil; krizi bizzat yaşayan halkların örgütlü gücünde ve sınırlar ötesi dayanışmasında


görüyoruz. İklim krizine karşı etkin bir mücadeleyi devletlerin ve şirketlerin göz boyadıkları


vitrinlerden çıkartıp sokaklara indirmek ve sahici çözümler üretmek için, sadece fosil yakıtlardan


çıkışla sınırlı kalmayan, karbon ticareti pazarlarını ve finansallaştırılmış çözümleri reddeden,


sistemin kendi devamlılığını sağlamak üzere kurmuş olduğu tüm üretim, tüketim, ulaşım,


barınma ve tarım ilişkilerini sorgulayarak kökten değiştirmeye çalışan iklim adaleti mücadelesini


yükseltmeliyiz.


Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapması, sermayenin birikim politikalarına, maden şirketlerine,


orman talanına, nükleer santrallere, enerji projelerine, kıyı gaspına, kömür sahalarına, barajlara


karşı direnen yüz binlerce insanın sesini ve mücadelesini ortaklaştırma sorumluluğunu dünden


daha çok tüm ekoloji, emek ve demokrasi güçlerinin omuzlarına yüklemektedir. Bu durum, bu


yerel direniş hattının uluslararası ölçekte etkili bir yaşam savunusu hattına dönüşmesini mümkün


ve zorunlu kılmaktadır.


Halkların İklim Zirvesi’ni Birlikte Örgütleyelim


COP31’in açacağı sahnenin, şirketlere değil, halklara ait olmasını sağlamak için büyük bir


mücadele örgütleyeceğimizi ilan ediyoruz!


Tüm halkların iklim, yaşam, adalet mücadelelerini, yeşil kapitalizmin çıkışsız çözümlerine karşı


ekolojik adaleti, emeğin özgürlüğünü ve halkların kendi kaderini tayin hakkını savunan ortak bir


anti-kapitalist hatta buluşturmak üzere bir araya gelme çağrısı yapıyoruz.


Türkiye’den ve dünyanın dört bir tarafından tüm ekoloji örgütlerini, siyasi partileri, sendikaları,


meslek örgütlerini, yerel direnişleri, gençlik hareketlerini, kadın ve LGBTİ örgütlenmelerini, tüm


aktivistleri ve adalet mücadelesi veren herkesi, COP31’e paralel olarak, şirketlere ayrılan lüks


sahnelerin değil, halkların sözlerinin yükselmesini sağlayacak olan Halkların İklim Zirvesi’ni


örgütlemeye, fosil kapitalizme karşı ekolojik geleceği savunmaya davet ediyoruz.28 Kasım 2025


Ekoloji Birliği


İklim Adaleti Koalisyonu


Türkiye Çevre Platformu


Silivri Çevre Derneği
