Kırkın Kutlu Olsun Hu Dost!

: 2481 okunma
Ben, seni 44 yıldır tanırım. Tanıdığımdan fazladır, o elindeki sazın ile konuşur durursun!

 

 Tevazu göstermişsin yine, kırka bağlamışsın ya hadi bakalım öyle olsun.

1971 yılında ailenize girdim. Ocağınıza yerleştim. 20 yıl bil fiil ekmeğinizi bölüştünüz bizimle. Üzüm tanesinin kırka bölünen parçasından içtik. Gah-ı pervane olduk, döndük. Gah-ı sarhoş olduk, döndük. Sofranızdan dönmedik…  Döndürmediniz.

Varlığı bölüştünüz, yokluğu hissettirmediniz. Yazsam, roman olursun. Ah o sert duruşun altındaki o yumuşak yüreğin yok mu? Onu biz anlamadık ama sazın anladı. Anladı da bak 40 yıl geçti. Nasıl geçti? Bizler anlamamışız… Telinin her vuruşu, yüreğinin vuruşuydu… Senin de sevdaların oldu ama seni anlayan sevdaların olmadı. Ne diyeyim? Belki senin de kaderinde böyle yana yana pişmek vardı. Pişip de yandığını, sazınla söylemek vardı…

Ne diyeyim, sana gönül adamı? Nasıl, anlatayım seni? Kırkıncı yılında seni, kırklar semahı ile selamlayayım.

 Gitme Durnam Gitme Nerden Gelirsin
Sen Nazlı Canana Benzersin Durnam
Her Bakışta Beni Mecnun Edersin 
Gönülde Mihmana Benzersin Durnam

Pir Balım Sultana Benzersin Durnam 
Yörüde Dilber Yörü Canana Yörü 
Durnam Gökyüzünde Pervane Döner 
Dertli Aşıklara Badeler Sunar 
Aşıkların Senden İnayet Umar 
Tabibe Lokmana Benzersin Durnam 
Pir Balım Sultana Benzersin Durnam

Nice kırklar göresin…


YASAL UYARI:Yayınlanan haberin tüm hakları Lütfi Ertürk'e aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazı sadece Silivri Haber Hattı tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir
loading_image
GÖSTERİLEN YORUMLAR (0)

© Silivri Haber Hattı Tüm Sakları Saklıdır. 2014